Yüksek İşlevli Depresyon Nedir? Belirtileri ve Baş Etme Yolları

Yüksek işlevli depresyon nedir? Kişinin işine, sorumluluklarına ve sosyal ilişkilerine dışarıdan bakıldığında sorunsuz devam ettiği, ama içeride sürekli bir boşluk, isteksizlik ve yorgunluk taşıdığı durumu anlatan günlük bir tanımdır. Resmi bir tıbbi tanı değildir, buna rağmen yaşanan sıkıntı gerçektir ve göz ardı edilmemelidir.

İçindekiler

yüksek işlevli depresyon belirtileri ve başa çıkma yolları
Fotoğraf Yasin Onuş (Pexels)

Özetle, bu yazıda konunun nedenleri, belirtileri ve sağlıklı başa çıkma yolları uzman bakışıyla ele alınıyor.

Yüksek işlevli depresyon neden fark edilmez?

Bu tablonun en çarpıcı yanı görünmez olmasıdır. Kişi sabah kalkar, işe gider, görevlerini tamamlar ve çevresine gayet iyi görünür. Uzmanlar bu durumu su üstünde süzülen bir ördeğe benzetir. Yüzeyde her şey sakin görünür, oysa suyun altında ayaklar durmadan çırpınmaktadır.

Bu tabloyu yaşayan biri, basit sayılan işler için bile çok daha fazla enerji harcar. Başkası için zahmetsiz olan bir görev, bu kişide günün büyük bölümünü tüketebilir. Dışarıdan başarı gibi görünen manzara, aslında tükenmek pahasına sürdürülen sessiz bir çabadır.

Çevredeki insanlar genellikle bir sorun olduğunu sezmez. Hatta kişinin kendisi de uzun süre bunun yalnızca yorgunluk ya da geçici bir isteksizlik olduğunu düşünebilir. İşte bu yüzden yüksek işlevli depresyon aylarca, bazen yıllarca sessizce devam eder ve kimsenin radarına girmeden büyür.

Belirtileri nelerdir?

Belirtiler klasik depresyonla büyük ölçüde örtüşür, ancak kişi bunları gizlemeyi başarır. En sık görülenler şunlardır.

  • Geçmeyen bir hüzün, umutsuzluk ya da içten içe çaresizlik hissi
  • Eskiden keyif veren etkinliklere karşı ilgi kaybı
  • İştahta belirgin değişiklik, aşırı yeme ya da yememe
  • Uyku düzeninin bozulması, uykusuzluk veya çok fazla uyuma
  • Odaklanmakta zorlanma ve sürekli kararsızlık
  • Kendine ve çevreye yönelik olumsuz, karamsar bir bakış

Buradaki ayırt edici nokta, kişinin bu belirtileri taşırken bir yandan hayatını aksatmadan sürdürmesidir. Gülümser, toplantılara katılır, sosyal medyada neşeli görünür. Perde arkasında ise hafta sonunu yatakta geçirebilir ya da içindeki boşlukla baş başa kalabilir. Yüksek işlevli depresyonda görünen yüz ile yaşanan duygu çoğu zaman birbirinden kopuktur.

Belirtilerin her gün aynı şiddette olması da gerekmez. Bazı günler kişi kendini neredeyse iyi hisseder, ardından aynı ağırlık geri döner. Bu dalgalanma, durumu hem anlamayı hem de çevreye anlatmayı zorlaştırır.

Klasik depresyondan farkı nedir?

Temel fark işlevsellikte ortaya çıkar. Klasik depresyon yaşayan biri çoğu zaman işini sürdürmekte, ilişkilerini korumakta ya da ev düzenini ayakta tutmakta zorlanır. Yüksek işlevli depresyonda ise bu sorumluluklar sürdürülür, fakat bunun bedeli oldukça ağırdır.

Bu tablo bazen kalıcı depresif bozukluk, yani distimi ile birlikte anılır. Distimide belirtiler daha hafif ama uzun sürelidir ve bu da kişinin görece işlevini korumasını kolaylaştırabilir. Yine de belirtilerin hafif görünmesi, yaşanan zorluğun küçük olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, uzun süre taşınan bir yük zamanla daha da yorucu hale gelir.

Neden ortaya çıkar?

Yüksek işlevli depresyon tablosunun gelişmesinde birkaç etken rol oynar. Bazı kişilerde belirtiler baştan daha hafif seyreder, bu da hayatı sürdürmeyi mümkün kılar. Bazıları ise duygularını maskelemekte oldukça başarılıdır. Güçlü bir destek çevresi varsa, dışarıya her şey yolundaymış izlenimi verilebilir.

Bir başka neden de işlev kaybının gözden uzak alanlarda yaşanmasıdır. Kişi iş yerinde başarılı görünürken hafta sonlarını eve kapanıp geçirebilir. Mükemmeliyetçi bir yapı, başkalarını hayal kırıklığına uğratma korkusu ve duyguları bastırma alışkanlığı da bu tabloyu besleyen etkenlerdendir. Süreklilik kazanan olumsuz iç konuşma da kişiyi daha da aşağı çekebilir ve tabloyu derinleştirebilir. Çoğu zaman bu etkenler iç içe geçer ve birbirini besler.

Günlük yaşamı nasıl etkiler?

Yüksek işlevli depresyonda kişi dışarıdan üretken görünse de içeride sürekli bir yorgunlukla yaşar. Enerjisinin büyük kısmı yalnızca ayakta kalmaya gider, geriye kendine ya da sevdiklerine ayıracak çok az şey kalır. Zamanla keyif veren şeyler bile bir göreve dönüşür.

Bu durumun sessizce sürmesi önemli bir risk taşır. Depresyon fark edilmediğinde çoğu zaman derinleşir. Görünürdeki düzeni korumak için harcanan enerji tükendiğinde, kişi ani bir çöküş ya da tükenmişlik yaşayabilir. Bu yüzden iyi görünmek, iyi olmakla her zaman aynı anlama gelmez. İçeride olup biteni fark etmek, erken adım atmanın ilk koşuludur.

İlişkiler de bu tablodan payını alır. Kişi sevdikleriyle vakit geçirse bile zihni başka bir yerde olabilir. Yakınları onu dalgın ya da mesafeli bulabilir, oysa aslında yaşadığı iç yorgunlukla boğuşmaktadır. Bu kopukluk zamanla yalnızlık hissini büyütür.

Sağlıklı başa çıkma yolları nelerdir?

İlk adım, yaşadığın zorluğu küçümsememektir. İşlerini sürdürüyor olman, sıkıntının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Duyguları adlandırmak ve içeride olup biteni dürüstçe tanımak iyileşmenin başlangıcıdır. Yüksek işlevli depresyon ile baş etmek, önce onu görünür kılmakla mümkün olur.

Günlük hayatta işe yarayabilecek birkaç yaklaşım vardır.

  1. Dinlenmeyi bir ödül değil, temel bir ihtiyaç olarak görmek
  2. Uyku ve beslenme düzenini korumaya öncelik vermek
  3. Küçük ve ulaşılabilir hedefler koymak ve güne öyle başlamak
  4. Güvendiğin biriyle içini paylaşmak ve yükü yalnız taşımamak
  5. Kendine karşı daha şefkatli ve anlayışlı bir dil kullanmak

Düzenli öz bakım alışkanlıkları da yükü hafifletir. Günün küçük bir bölümünü yalnızca kendine ayırmak bile zamanla fark yaratır. Belirtiler sürüyor ya da ağırlaşıyorsa, bir psikoloji uzmanından profesyonel destek almak en sağlıklı adımdır. Amaç yalnızca ayakta kalmak değil, gerçekten iyi bir hayat sürmektir. Unutma, destek istemek güçsüzlük değil, kendine değer vermenin bir işaretidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu durum gerçek bir tanı mıdır?

Hayır, resmi bir tıbbi tanı değildir. Günlük dilde, belirtileri taşıdığı halde hayatını dışarıdan sorunsuz sürdüren kişileri anlatmak için kullanılan bir ifadedir. Tanı olmaması yaşanan sıkıntının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Belirtiler sürüyorsa bir psikoloji uzmanına danışmak değerli bir adımdır.

İşim yolunda giderken depresyonda olabilir miyim?

Evet, mümkündür. Bu tabloda kişi işini ve sorumluluklarını sürdürürken içeride ciddi bir zorluk yaşayabilir. Dışarıdaki başarı, içerideki boşluğu ya da yorgunluğu her zaman yansıtmaz. İşlevini koruman, duygularının önemsiz olduğu anlamına gelmez ve yaşadığın her duygu dikkate değerdir.

Hangi belirtiler dikkat etmemi gerektirir?

Uzun süren isteksizlik, sevdiğin şeylerden keyif alamama, sürekli yorgunluk, uyku ve iştah değişiklikleri ile kendine yönelik karamsar düşünceler önemli işaretlerdir. Bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyor ve günlük yaşamını zorlaştırıyorsa, profesyonel destek almayı düşünebilirsin.

Bu durumla nasıl başa çıkabilirim?

Öncelikle yaşadığını kabul etmek ve küçümsememek gerekir. Uyku düzeni, düzenli dinlenme ve güvendiğin biriyle paylaşım işe yarar. Kendine şefkatli davranmak ve günlük temponu biraz yavaşlatmak da yükü azaltır. Belirtiler devam ediyor ya da ağırlaşıyorsa bir psikoloji uzmanından destek almak atabileceğin en sağlıklı adımdır.

Bu içerik, Uzman Psikolog Sena Sabanoğlu tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan bilgiler kişisel bir değerlendirmenin yerini tutmaz, ihtiyaç duyduğunuzda bir psikoloji uzmanıyla görüşmeniz önerilir.

Kaynaklar



Yazar: Uzman Psikolog Sena Sabanoğlu
Uzman Psikolog Sena Sabanoğlu, Yaşar Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunudur ve Topkapı Üniversitesi'nde tezli yüksek lisansını tamamlamıştır. Aile danışmanlığı, bilişsel davranışçı yaklaşım, çözüm odaklı yaklaşım ve stres yönetimi alanlarında eğitimler almıştır. 2016 yılından bu yana danışanlarıyla çalışmakta olup İstanbul Etiler ofisinde bireysel ve aile alanında hizmet vermektedir.